Ana içeriğe atla

Öne Çıkan Yayın

EVRİMCİLİK KURAMI

Evrimcilik kuramı, Modernleşme döneminde yaygın hale gelmiştir. Bu ilerleme düşüncesinin kaynağı Hristiyanlığa uzanmaktadır ve fioreli joachim’e göre tarih üç çağa ayrılmaktadır. Bunlar,  ‘’baba (yasa ve korku çağı), oğul (iman ve inayet çağı) ve kutsal ruh (sevgi ve özgürlük çağıdır). Bu dönemler lineer bir tarih sunar yani insanlık bir sırayla ilerler ama ilerleme ‘’ ruhsal/ teolojik’’ bir niteliktedir.  Henry Morgan’nın yaklaşımı ise toplumların tarihsel olarak belirli bir evrimsel sırayla geliştiğini öne sürer. Üç temel aşamaya ayırmıştır: Vahşilik (savagery), barbarlık (barbarism) ve uygarlık (civilization) dönemleridir. Vahşilik (savagery), avcılık ve toplayıcılıkta geçim sağlanır. Barbarlık (barbarism), tarım ve hayvancılığın başlamasıyla birlikte toplumsal düzen karmaşıklaşır ve kalıcı yerleşimler ve köyler ortaya çıkar. Son olarak, uygarlık (civilization), büyük şehirler ve karmaşık toplumsal kurumlar oluşur ayrıca yazının ve devletin ortaya çıkışıyla tanımlanır. Morg...

EVRİMCİLİK KURAMI


Evrimcilik kuramı, Modernleşme döneminde yaygın hale gelmiştir. Bu ilerleme düşüncesinin kaynağı Hristiyanlığa uzanmaktadır ve fioreli joachim’e göre tarih üç çağa ayrılmaktadır. Bunlar,  ‘’baba (yasa ve korku çağı), oğul (iman ve inayet çağı) ve kutsal ruh (sevgi ve özgürlük çağıdır). Bu dönemler lineer bir tarih sunar yani insanlık bir sırayla ilerler ama ilerleme ‘’ ruhsal/ teolojik’’ bir niteliktedir. 

Henry Morgan’nın yaklaşımı ise toplumların tarihsel olarak belirli bir evrimsel sırayla geliştiğini öne sürer. Üç temel aşamaya ayırmıştır: Vahşilik (savagery), barbarlık (barbarism) ve uygarlık (civilization) dönemleridir. Vahşilik (savagery), avcılık ve toplayıcılıkta geçim sağlanır. Barbarlık (barbarism), tarım ve hayvancılığın başlamasıyla birlikte toplumsal düzen karmaşıklaşır ve kalıcı yerleşimler ve köyler ortaya çıkar. Son olarak, uygarlık (civilization), büyük şehirler ve karmaşık toplumsal kurumlar oluşur ayrıca yazının ve devletin ortaya çıkışıyla tanımlanır. Morgan, toplumları tek çizgide gelişen evrimsel aşamalar olarak görmüştür. Bu nedenle onun kuramı klasik evrimci toplum kuramı olarak adlandırılır. Aslında, tek çizgili evrimde toplumlar aynı genel evrimsel aşamalardan geçeceği anlamına gelir. Bu bakış açısı günümüzde eleştirilir çünkü tüm toplumlar aynı yoldan geçeceğini varsaymak çok basitleştirici ve etnosentriktir. 

Auguste Comte’a göre evrimcilik, toplumlar belirli bir evrimsel süreçten geçer ama bu evrim bilimsel ve düşünsel gelişim üzerinden incelenir. Comte göre insanlık bilgisi ve toplumun düşünce sistemi, tarih boyunca üç evreden geçer: Teolojik toplum, Metafizik toplum ve pozitivist toplum. Bu üç evre kanununda, teolojik toplum, insanlar doğa olaylarını tanrıları ve ruhani güçler üzerinden açıklar. Mitler ve dini inançlar hakimdir. Metafizik toplum, soyut kavramlar ve felsefi düşünceler ön plana çıkar. Tanrı kavramı yerine “doğa yasaları” gibi soyut fikirler kullanılır. Pozitivist toplum, insanlar olayları bilimsel gözlem ve mantık ile açıklar. Deney, gözlem ve mantıksal akıl yürütme ön plana çıkar.  

Herbert Spencer göre toplumları canlı organizmalar gibi karmaşıklaşan sistemler olarak inceler. Maddenin belirsiz türdeştikten belirli tutarsız türlüye geçer. Toplumlar biyolojik organizmalara benzer bir biçimde basitten komplekse doğru bir evrim yaşar. Bu süreçte farklı alanlarda uzmanlaşma, farklılaşma ve bütünleşme yaşanır: Ev, tören, siyaset, din, meslek ve endüstridir. Bu yaklaşım, Spencer’in biyolojik organizma benzetmeli sosyal evrim anlayışı ile uyumludur. 

Charles Darwin biyolojik evrim teorisini geliştirmiştir. Darwin’e göre canlılar doğal seçilim yoluyla zaman içinde değişir ve yeni türler ortaya çıkar. Aynı zamanda, evrim, doğal süreçler ve çevresel faktörler tarafından açıklanır; mucizevi veya doğaüstü müdahale gerekmez. Aslında, darwin’e göre evrim teorisinde tanrı veya metafizik yoktur ama evrim vardır görüşünü savunur.  Evrim, gözlem ve bilimsel kanıtlarla açıklanır, yani materyalist bir yaklaşım vardır. 

Emile Durkheim’e göre toplumlar zamanla evrimleşir ve farklılaşır, yani toplumsal yapılar daha karmaşık hale gelir. Evrim sürecinde toplumlar basitten karmaşığa, homojen yapılarından heterojen yapılara doğru ilerler. Durkheim, toplumların gelişimini iki ana dayanışma biçimi üzerinden açıklar: mekanik dayanışma, toplum üyeleri benzer değerlere, inançlara ve yaşam tarzına sahiptir, az farklılaşma. Örnek olarak, ilkel kabile, küçük köy toplulukları. Diğer bir dayanışma ise, organik dayanışma, toplum karmaşıklaşır, farklılaşma artar; bireyler farklı rollere sahiptir, birbirlerine bağımlıdır. Örneğin, modern endüstriyel toplumlar, uzmanlaşmış iş bölümü. Böylece, farklılaşma artıkça, toplumsal örgütlenme “organik dayanışma” ile sağlanır. 

Karl Marx’a göre toplumsal değişim diyalektik bir süreçtir ve tez-antitez-sentez aşamalarından oluşur. Bu süreç çatışma, karşıtlık, ret ve yeni bir aşamaya geçiş üzerinden ilerler. Hegel’in diyalektiği tez (bilinç), antitez (öteki), sentez (ben+öteki)’dır. Marx’ın diyalektiği ise tez (burjuvazi), antitez (proleterya) ve sentez (ilkel komünal yapı)’dır. Marx’a göre evrim ekonomik yapılar, üretim ilişkiler ve sınıf çatışmaları tarafından belirlenir. Tarihsel sırayı şöyle açıklar; ilkel komünal toplum, asya tipi üretim, antik toplum, feodalizm, kapitalizm ve sosyalizm – komünist toplum (sınıfsız). Köle- Efendi ilişkisinden örnek verirsek, efendiler kalkınmak için kölelerini çalıştırıyordu. Köle bedenine bile sahip değildir. Ancak, ne zaman kendi için çalışırsa özgürlüğünü kazanır. Bu nedenle, köle ve efendiler arasında çatışma çıkar. Bu açıklamalara göre efendi-köle ilişkisi üzerinden bahsedecek olursak Hegel’e ait olmakla birlikte, Marx bu ilişkiyi kapitalist toplumdaki sınıf ilişkilerini açıklamak için yeniden yorumlamıştır. Bu nedenle burjuvazi – proletarya çatışması, modern bir efendi – köle ilişkisi gibi değerlendirilebilir. Kısacası, köle, bedenen efendiye bağlıdır. İşçi, emeğini satmak zorundadır yani patrona bağlıdır. 

 

Habermas, Frankfurt Okulu’nun ikinci kuşak temsilcisidir. Adorno’nun öğrencisidir. Husserl’den “ yaşama dünyası” kavramını ödünç alır. Toplum iletişim sayesinde var olur, aktörler kendi yaşam dünyaları içinde hareket eder. Evrim’i iletişim, rasyonelleşme ve meşruluk üzerinden açıklar. Toplumlar yalnızca üretim tarzıyla değil, iletişimsel eylem yoluyla ilerler. Modern toplum, eşit yurttaşların iletişimsel rasyonalite temelinde etkileşime girdiği bir yapıdır. 

Meşruluk krizi → Tehdit → Bunalım  

Liberal kapitalizm, rekabet yoğundur. Örgütleşmiş kapitalizm, büyük şirketler, oligopoller ve devlet müdahalesi artar. Post-kapitalizm yani Habermas’a göre en gerçekçi seçenek demokrasidir.  

Modernleşmeye dayalı evrimcilik kuramı, toplumların zaman içinde daha karmaşık, daha örgütlü ve daha rasyonel yapılara doğru geliştiğini savunur. Bu yaklaşımda evrim hem tek çizgili hem de çok çizgili biçimde açıklanabilir. 

Tek çizgili evrim, toplumların aynı gelişim basamaklarını takip ettiği varsayılır. İlkel → Tarım → Endüstri → Modern toplum gibi doğrusal bir gelişim söz konusudur. 

Çok çizgili evrim, toplumların farklı çevresel, kültürel ve tarihsel koşullar göre farklı gelişim yolları izleyebiliceği kabul edilir. Evrim bir zorunluluk değil, çeşitli yollarla gerçekleşir.  

Sahlins’e göre evrim aynı anda iki yönde işler: Uyumsal değişim (çeşitlilik üretir), toplumlar çevrelerine uyum sağlarken yeni kültürel biçimler ortaya çıkar. Bu süreçte eski biçimler bölünür, farklılaşır ve çeşitlilik artar. İlerleme (üst biçimler ortaya çıkar), toplumlar bazı alt düzey yapılardan giderek daha karmaşık, rasyonel ve kurumsal yapılara doğru ilerler. Bu iki süreç birlikte işlediği için toplumsal evrim hem çeşitlenme hem de ilerleme içerir. 

Edüstrileşme → İnsan ve hayvan gücünün yerini makine gücü alması 

Yeni kurumların ortaya çıkışı → Modern devlet, modern eğitim sistemi 

Rasyonelleşme → Bilimsel yöntemlerin geleneksel yöntemlerin yerini alması 

Örgütlenme → Hiyerarşi, Bürokrasi 

Nüfus → Nüfus artışı, kırsaldan kente göç 

Toplumsal yapıdaki dönüşüm → Yeni sınıfların ortaya çıkması 

Örneğin, eskiden devlet memurluğu düşük gelirliyken, dershaneler daha yüksek kazandırıyordu. Günümüzde ise tam tersi bir durum görülüyor. Bu durum “Nitelikli proletaryanın” ortaya çıkışının örneğidir.  

İslam’a göre evrimcilik kuramı yorumlayalım. Evrim, ilahi irade merkezlidir. Mesela ibni haldun’a göre evrimcilik kuramı, toplumların yükselmesi, çöküşü, yeniden yükselmesidir. Ona göre toplum aşamalardan geçer: bedevilik, hadarilik, devletleşme, lüks ve çöküştür. Bu sosyolojide çok çizgili evrimcilik ile benzerlik taşır. Her toplum aynı çizgiyi izlemez, ama benzer aşamalardan geçer. Bir diğer yandan, Mekke toplumlarında da köleler vardır ve efendiler onları çalıştırırlardı. Savaşlarda erkekler köle edinir veya kadınları cariye yaparlardı. İslam’da kölelik tarihsel bir kurumdur, bu zamanla kademeli olarak kaldırılmıştır. Ancak “sınıf çatışması” gibi bir çatışma teorisi yoktur. İslam’da kölelerinize yediğinizi yedirin, giydiğinizi giydirin diye emreder. İslam kölelikten yana değildir. Örneğin, islam’ın kölelik uygulaması bir anda kaldırılmamıştır, fakat köle azat etmek ibadet sayar, kötü muameleyi yasaklar, özgürleşmesini toplumsal bir hedef haline getirir ve son aşamada kölelik fiilen ortadan kalkar. Bu süreç işlemi tarihsel gelişimin bir evrim örneği gibi okunabilir. Evrimcilik kuramı, islam düşüncesinde tekamül denir. Evrim teorisi vardır ancak evren ve canlılık ani bir oluş değil, kademeli ilerleyen bir süreçtir. “Madde → Bitkisel Hayat → Hayvansal hayat → İnsan” şeklinde kademeli olarak gelişir. Bu görüş islam’ın kendi içinde ortaya çıkmış bir evrim teorisidir ve bu anlayışa islami evrim/ tekamül denir. Son olarak, darwin’in evrim teorisinde tanrı yoktur ama biyolojik evrim vardır. İslam’da tanrı ve metafizik ve evrimin aşamaları vardır. 


Bu blogdaki popüler yayınlar

İnsan ve Hayvan Toplumlarında Sapma ve Sosyal Kontrol

  SAPMA VE SOSYAL KONTROL